Baba Tatlısı

SUNUŞ

Atasözü nedir? Sözlük, atasözünü: "uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, söz; darbımesel" (bugünkü dile çevrilirse, anlamı "örnek alınacak özsöz"; çoğulu durub-i emsal) olarak tanımlıyor.
Atasözleriyle ilgili zengin bir kaynakçamız yok. Bu konuda araştırma gereğini duymuş insan sayısı, iki elin parmaklarını aşmıyor. Bu yazarlar, yayınlanmış kitaplarını sunarken, atasözü sözcüğünü de kendilerince tanımlamak gereğini duymuşlar. Basım tarihi sırasına göre birkaç örnek vereyim:
Şinasi (Durub-i Emsal-i Osmaniyye, birinci basımı 1863, ikinci basımı, 1870): Durub-i emsali ki hikmet-ül-avamdır, lisanından sadır olduğu bir milletin mahiyyeti efkârına delâlet eder. Türkçesi: Halk felsefesi olan atasözleri, hangi dilde söylenmişse o dili konuşan ulusun, düşünce biçimini belirtir.
Ebüzziya (Durub-i Emsal-i Osmaniyye, basımı 1885): ... bir hadiseyi veya emri, temsil tarikıyle tarif ile beraber bir hükmü tazammun eder... Türkçesi: Bir olayı, bir buyruğu simgeleme yoluyla anlatmakla birlikte, bir yargıyı içerir.
Tekezade M. Sait (Durub-i Emsal-i Türkiye veya Atalar Sözü, basımı yılı 1895): ... durub-i emsalden her biri ahlâk-ı beşeriyye ve fezail-i tabiiyye nokta-i nazarından bakılır ise, birer düstur-i ibrettir. Türkçesi: Toplum kuralları ve erdemin doğası açısından bakıldığında, atasözleri uyulması gereken birer kuraldır.
Şemsettin Sami (Kamus-i Türkî, basım yılı 1899): Mebni alelhikâye olup, misal gibi irat olunan meşhur söz. Türkçesi: Örnek alınması için, bir öyküye (bir anlamda yaşanmış bir olaya) dayanarak söylenmiş ünlü söz.
Hüseyin Kâzım Kadri (Türk Lügatı, 1927): Ecdattan nakil ve rivayet edilen sözler ve öğütler. Atalardan hikâye ya da söylenti olarak aktarılan sözler ve öğütler.
Sadi G. Kırımlı (Atalar Sözü, 1939): Atalar sözü, ağızdan ağıza dolaşan ve az kelimeyle çok mana ifade eden (anlam taşıyan) söz demektir.
Feridun Fazıl Tülbentçi (Türk Atasözleri ve Deyimleri, 1963): ... atalar sözü umumiyetle bir hüküm ifade eder... (genellikle bir yargıyı belirler).
Yüz yılı aşan süre içinde, atasözü kavramını değişik yanlarıyla ve birbirini tamamlarcasına dile getiren bu tanımlamalara, en olgun biçimi kazandıran ise Ömer Asım Aksoy olmuş. Ömrünü, Atatürk’ün başlattığı "Dil Devrimi"ni yolundan saptırmaya çalışanlarla savaşarak geçirmiş olan bu gerçek dil bilgini, atasözünü şöyle tanımlıyor (Atasözleri Sözlüğü, 1971): Atalarımızın, uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural, bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş özsözlerdir.
Her çalışmasını, gelecekte o konuyla uğracaklara ışık tutacağı umuduyla gerçekleştiren Ömer Asım Aksoy’a olan saygım, bu derlemeyi oluşturmaya çabaladığım zaman bir kat daha arttı. Onun tuttuğu ışık olmadan yapılacak her araştırmanın, küf kokulu bir karanlıkta, ortalığı karıştırmaktan öteye geçemeyeceğini daha iyi anladım. O’nu ve birlikte çalıştığı yakın arkadaşlarından bugün aramızda olmayanları rahmet ve saygıyla anıyor, yaşayanlara yüreklerindeki Türk dili sevdasıyla birlikte uzun bir ömür geçirmelerini diliyorum.
 
Atalar, kötü söz söyler mi?
Bence, atasözü büyük sözüdür ve güzelliği, büyüklük taslamadan söylenmiş olmasındadır. Görüp geçirdiklerinden edindikleri deneyimi: kimi öğüt, kimi hüküm, kimi de buyruk verircesine dile getirerek, uyulacak, örnek ya da ders alınacak bir yaşam felsefesi yaratmışlardır. Hepsi aynı çağda, aynı ortamda yaşamadıklarından; hepsi aynı düzeyde insanlar olmadıklarından, düşündüklerini sakınmadan, içlerinden geldiği gibi söyleyerek, kendi kişiliklerini de yansıtmışlardır.
Eski bir atasözü: "Ulular sözü Kur’ana girmez, illâ yanınca yeler." der. Bunun anlamı, atasözünün insanlara doğruyu göstermekte Tanrı sözlerinden geri kalmadığı, onlar kadar etkili olduğudur. O nedenle, kimi büyüklerimizin yaradılışları gereği düşündüklerini öfkeyle, umursamazlıkla, hatta açık saçık sözcüklerle söylemekten kaçınmadığı sözleri, toplum da benimsemekten ve yeri geldiğinde o sözleri yinelemekten kaçınmamıştır.
 
Atalar, kötülük önerir mi?
Atasözlerinin en belirgin özelliği, gerçeği olduğu gibi söylemiş olmasındadır ve hiçbir atasözü, kaba, açık saçık da olsa onu okuyana, dinleyene kötülük aşılamak, doğru yoldan saptırmak amacıyla söylenmemiştir.
Kaynakça olarak yararlanmak umuduyla incelediğim bir derleme, sayıları 200’ü bulan bu tür atasözlerine (içinde kaba, çirkin, ayıp sözcükler bulunan; Türk’ü ve Türklüğü küçük düşürecek, ulusal duyguları incitecek nitelikli olan; insanı yaşama, topluma, devlete küstüren, yaşama şevkini kırıcı, kötümserlik aşılayıcı nitelik taşıyan; kadını hor gören, aşağılayan, hırsızlığı, ahlâksızlığı, dalkavukluğu adeta öneren) yer vermediğini belirtmekteydi!
Bir atasözüne "kötü" ya da "müstehcen" nitelik yakıştırmak yerine, o derlemeyi yapanın, müstehcen saydığı sözlerin her şeyden önce atasözü olup olmadığına bakması gerekirdi. Çünkü, sözünü ettiğim derleme rastgele sözleri atasözü sayacak kadar yüzeysel ve özensiz bir çalışmanın ürünüydü, ayrıca ne akla hizmet ettiğini anlamak da zordu...
 
Amaç
"Atasözleri Sözlüğü"nün şu ya da bu tartışmanın içine girmek gibi bir niyeti yok! Tek amacım, Türkiye’nin her yerinde geçerli atasözlerimize, bugüne uygun yorumlar; Türk dilini doğru ve güzel kullanmak tutkusunda olanların kitaplıklarına da güvenerek başvuracakları bir kaynak kazandırmak...

Vural Sözer