İkilemeler

SUNUŞ

Yalın ya da ek almış biçimleriyle adların, aynı ya da yakın anlamlı sözcüklerin yinelenmesiyle yapılan ikilemeler, yakıştırmaca ikizlemeler, pekiştirmeler, Türkçenin kendine özgü güzellikleri arasında yere alır.
Doğru ve yerinde kullanılmak koşuluyla, yazı ve konuşma dilimizin anlatım kıvraklığı, akıcılığı bu benzersiz özellikten kaynaklanır.
İkilemeler, ikizlemeler ve pekiştirmelerin oluşturduğu bu güçlü yapının ana ögeleri: Adlar, sıfatlar, eylemler, eylemsiler, sıfat-eylemler (ortaçlar), bağ-eylemler (ulaçlar), adıllar, belirteçler, ilgeçler, bağlaçlar ve ünlemlerdir. Neredeyse, bir tümcede yer alan ögelerin hepsi!
Dilbilgisi açısından incelendiklerinde ikilemelerin, ikizlemelerin birtakım yapısal özellikler taşıdıkları görülür. Aşağıda sunacağım örneklerden de anlaşılacağı gibi, ikilemeler anlam pekiştiren; birbirinden bağımsız; kalıplaşmış söz öbekleri değildir. Söyleyiş biçimlerine, tümcede yüklendikleri göreve, hatta vurgulamalarına göre değişik kavramlar yaratırlar.
“Yazı nasıl olmuş?”
“ Güzel güzel...” biçiminde süren konuşmadaki güzel güzel ikilemesi, “tamam, iyi olmuş” anlamı yüklü bir belirteçtir. “Otur, güzel güzel yaz bakalım...” tümcesinde ise sıfat işlevi görür.
“Küçük parçalar durumunda” anlamındaki “ufak ufak” ikilemesi: “ekmeği ufak ufak doğradı” tümcesinde benzetme (mecaz), “sen buradan ufak ufak uzaklaş” tümcesinde eylemdir.
“Herkes payını çok çok aldı” sıfat ikilemesi, “bu iş çok çok iki saatimizi alır” tümcesinde belirteç olur. “Akşam saatlerinde yollar, araçlar itiş kakış” tümcesindeki sıfat ikilemesi, “itişip kakışmayın, iyi geçinin” biçiminde söylendiğinde, bir eylemi belirlemiş olduğundan, belirteç özelliği kazanır.
“Bitmek tükenmek bilmiyor” tümcesinde eylem olan ikileme, “bitmez tükenmez bir sorun” biçiminde söylendiğinde sıfat ikilemesine dönüşür.
“Bunların hepsi çoluk çocuk” tümcesindeki ad ikilemesi, “bunların hepsi çoluklu çocuklu aileler” biçiminde söylendiğinde yine sıfat ikilemesi oluşturur.
 
İkileme, ikizleme ve pekiştirme oluşturan sözcük türlerine birkaç örnek.
 
Adlar yinelenerek yapılan ikilemeler: kalem kalem, sıra sıra, boy boy, öbek öbek, sokak sokak, göz göz, avuç avuç, tane tane, bölük bölük, sürü sürü...
 
Adlar yan yana getirilerek yapılan ikizlemeler: dere tepe, çayır çimen, kapı baca, yaka paça, baldır bacak, ense kulak, saç sakal, kap kacak, çalı çırpı, karı koca, çift çubuk, ev bark, kazma kürek, çör çöp, soy sop, iş güç, eş dost, kılık kıyafet...
 
İkileme yapılan hemen her sözden, birincisi “m” harfiyle başlamamak koşuluyla, anlam kaymasına uğramış sözler türetilir: arpa marpa, böcek möcek, çardak mardak, palto malto, sinek minek, sopası mopası, zeytin meytin, çirkin mirkin, oturmuş moturmuş, dörder mörder... 
 
Sıfatlar yinelenerek yapılan ikilemeler: acı acı, canlı canlı, güzel güzel, temiz temiz, pembe pembe, iri iri, tatlı tatlı, miskin miskin, arsız arsız, tembel tembel, serin serin...
 
Sıfatlar yan yana getirilerek yapılan ikizlemeler: alımlı çalımlı, boylu boslu, dallı güllü, allı yeşilli, tozlu topraklı, irili ufaklı, sazlı sözlü, çarpık çurpuk, yamru yumru, sürü sepet, açık saçık, delik deşik, eğri büğrü, eski püskü, okur yazar, güçlü kuvvetli, anlı şanlı...
Birer sıfat olan üleştirme sayılarından: üçer beşer, ikişer ikişer, azar azar, yarımşar yarımşar, çifter çifter...
Sayı sıfatlarından: bir bir, beş beş, yüz yüz, elli elli...
Belgisiz sıfatlardan: biraz biraz, azar azar, kaçta kaç, kaçar kaçar (kaçar tane)
Küçültme sıfatlarından: kısacık kısacık, azıcık azıcık, ufacık ufacık, körpecik körpecik, incecik incecik...
Ad ikilemeleri yerine göre pekiştirme anlamlı sıfat olurlar: sürü sürü, tepe tepe, salkım salkım...
Yinelenen sözcüklerin arasına “mi” geldiğinde, soru olmaktan çıkar ad ve sıfat soylu sözcükler “aşırılık”, eylem soylular ise “kesinlik” ayırtıları kazanır: güzel mi güzel, çalışkan mı çalışkan, serin mi serin, üzgün mü üzgün, durgun mu durgun; döver mi döver, olur mu olur, darılır mı darılır, yapar mı yapar...
Niteleme sıfatlarına ve eylemlere belgisiz anlamlı söy’ler (anlam kaymasına uğramış sözler) katılarak da ikizlemeler yapılabilir: çirkin mirkin, arsız marsız, yeşil meşil, (süt) taşıp maşmasın (dikkat et), arayıp maramasın...
 
Eylemler yinelenerek yapılan ikilemeler: koşa koşa, vura vura, yüze yüze, sevine sevine, gerine gerine, oynaya oynaya, korka korka, alıştıra alıştıra
 
Eylemler yan yana getirilerek yapılan ikizlemeler: ine çıka, otura kalka, geze toza, açıla saçıla, bağıra çağıra, ite kaka, gide gele, ezile büzüle, oflaya puflaya, öksüre tıksıra...
Pekiştirilmiş eylemler de ikileme oluşturur: inim inim (inlemek), sızım sızım (sızlamak), üzüm üzüm (üzülmek), zıp zıp (zıplamak),  sürüm sürüm (sürünmek), ter ter (tepinmek)...
Eylemler, kendi kökünden olmayan yansıma değerli yakıştırmacalarla da pekişerek ikizlemeler oluşturur: zangır zangır (titremek), sangır şungur (kırılmak), bıcır bıcır (konuşmak), kıs kıs (gülmek), gürül gürül (akmak), paldır küldür (yuvarlanmak),
Eylemler söyleyiş yerine ve biçimine göre de anlam değişimine uğrar
Eylemlerin hemen tüm kipleri ikileme ve ikizlemelerin en doğurgan ögeleridir.
Şimdiki Zaman Kipi: gidiyor gidiyor, geliyor gidiyor, çalışıyor çabalıyor, seviyor seviliyor, ölçüyor biçiyor, yürüyoruz yürüyoruz...
Di’li Geçmiş Zaman Kipi (Kesin Geçmiş): geldi geldi (1.beni buldu, 2. bekletmedi), aradı taradı, çalıştı çabaladı, sorduk soruşturduk, öldük bittik (yorgunluktan)...
Miş’li Geçmiş Zaman Kipi (Sanılı Geçmiş): biriktirmiş biriktirmiş, gezmiş tozmuş, durmuş durmuş, oturmuş oturmuş, örmüş örmüş, yazmış yazmış...
Gelecek Zaman Kipi: Çalışacak çalışacak, öğrenecek öğrenecek, yürüyeceksin yürüyeceksin, serilecek serpilecek...
Geniş Zaman Kipi: gelirler gelirler (merak etme), öğrenirler öğrenirler, içer içer, yer içer, oturur oturur, gezer tozar, beklerim beklerim...
Gereklilik Kipi: gelmelisin gelmelisin (gelmende büyük yarar var)...
İstek Kipi: bekleyeyim bekleyeyim (olur, beklerim), gülelim oynayalım...
Dilek-Koşul Kipi: gelsem gelsem (ancak haftaya gelebilirim), bilse bilse (anlayan biri bilir), çalışsa çabalasa, bağırsa çağırsa...
Buyuru (Emir) Kipi: gel gel (çekinme, buyur), yürü yürü (durma), otur otur (ayakta kalma), gelsin gelsin (bir sakınca yok), gelsin gitsin...
İkilemelerin pek çoğu da di’li geçmiş ile gelecek zaman kipleri birlikte kullanılarak üretilir: oldu olacak, geldi gelecek, durdu duracak, öldü ölecek...
Eylemlerin hemen hepsi zengin birer ikileme kaynağıdır. Örnek olarak ve rastgele seçtiğim Çalışmak eyleminden bakın neler üretilebiliyor:
Çalışır çalışır (1. çalışmaz olur mu?), ( 2. hele çalışmasın.)
Çalışmaz çalışmaz (kendi bilir.)
Çalışmazsa çalışmasın (canı isterse.)
Çalışsın çalışmasın (her iki durumda da.)
Çalışır çalışmaz (1. belli olmaz, 2. çalışmaya başladığı anda.)
Çalış çalış (1. tembellik etme, 2. değişen bir şey yok.)
Çalışmadı çalışmadı (şimdi çalışacağı tuttu).
Çalıştı çalıştı (1. bozukluk giderildi, 2. da ne oldu?)
Çalışıyor çalışıyor (1. işliyor, 2. yine de başarılı olamıyor.)
Çalışa çalışa (ara vermeden çalışarak.)
Çalışsa çalışmasa (babadan kalan onu geçindirir.)
Çalışsa çalışsa (1. daha iki yıl çalışır), (2. Ahmet çalışır, gerisi bir iş yapmaz.) Koşul önermesi.
Çalışacak çalışacak (1. çalışacağa benziyor), (2. bir daha tembellik yapmayacak.)
Çalıştı çalışmadı (derken, birden çalıştı.)
Çalışabilirse çalışsın (1. bunca engel varken), (2. istiyorsa, gücü varsa.) Sorulu koşul.
Çalıştığıma çalışacağıma (pişman oldum.) Belirtme ortacı.
Çalışan çalışmayan (sınavda belli olacak).
Çalışanı çalışmayanı (kim varsa, hepsi.)
Çalıştı mı çalışır (yeter ki istesin.)
Çalıştı da çalıştı (hiç boşa zaman harcamadı.)
Çalışıyor da çalışıyor (başka bir şey yapmıyor.)
Çalışıyor mu çalışıyor (görenler boş oturuyor demesin.)
 
Adıllardan (zamirlerden) türeyen ikizlemeler: ondan bundan, ona buna, sana bana, şu bu, şuncağız buncağız, senli benli, öte beri, falan filan, kim kimse
 
Belirteçler de (zarflar) ikileme ve ikizlemeler türetmeye çok yatkın sözcüklerdir. Zaman; yer, yön; durum; azlık-çokluk; soru, koşul gibi türleri olan belirteçlerden türetilen ikileme ve ikizlemeler: şimdi şimdi, yarın öbürgün, bugüne bugün, hemen hemen, er geç, çabuk çabuk, biraz biraz, sonra sonra, sabah akşam, gece gündüz, akşamdan akşama, yaz kış, yazdan yaza, içeri dışarı, ileri geri, aşağı yukarı, geri geri, şöyle böyle, pek pek, çok çok, az çok, azıcık azıcık, biraz biraz, hepsi hepsi, iyi kötü, bata çıka, bağıra çağıra, serile serpile, otura kalka...
 
İlgeçlerden (edat) türetilen ikilemeler: o kadar o kadar, gibisi mibisi, sanki sanki, ancak ancak, yalnız ve yalnız...
 
Bağlaçlardan türetilen ikilemeler: gel gelelim, hele hele, bazı bazı...
 
Ünlemlerden türetilen ikilemeler: hay hay (olur, pekiyi), ay ay (ses değişimiyle şaşma, öfke, korku, beğeni duyguları yansıtır), ah ah (derin acınmaların, yakınmaların anlatımında kullanılır), hişt hişt (saygısızca söylenmiş “hey, bana bak”), of of (ağrı, usanç, can sıkıntısı gibi duyguların anlamını pekiştirir), öf öf (bezginlik, usanç, tiksinti duygularının anlamını pekiştirir), aman aman (yalvarma, yakarı), eyvah eyvah (beklenmedik bir olay, bir haber ya da bir durumun yarattığı acınma, yazıklanma duyguları anlatılır)...
 
Sıfat-eylemler (ortaçlar): bekleyen bekleyene, bekleyen bekler, giden gider, verecek verir...
 
Bağ-eylemler (ulaçlar): durup dururken, görüp göreceği, ısıtıp ısıtıp, gelip gelip, sordukça sorar, ağlayan ağlayana, koşuşan koşuşana, yazdıkça yazar, azdıkça azar, gittikçe gider...
 
Bu derlemeden, işi yazmak ve konuşmak olanlar kadar, Türkçeyi yerinde ve doğru kullanmak tutkusunda olanların da yararlanacağını umuyorum...
 
Vural Sözer